AnasayfaFirma Rehberi Hal RehberiSeri ilan Foto Galeri Web TV RssYazarlarE-GazeteWebmailİletişim 15 Kasim 2018 Persembe 22:01
İLÇE BİLGİSİKURUMLARMAHALLİ İDARE MYOEĞİTİMSAĞLIKULAŞIMSANAYİESNAFLARHAL FİYATI
ELMALI HAVA DURUMU
ELMALI
17.yy ELMALI'DA BİR AHİ : "ÜMMİ SİNAN"

M. Akif Erdoğru(9*)

Ahilik bir Ortaçağ Türk Kurumu olmasına rağmen, kalıntıları Anadolu’da on dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar sürdü. Antalya ve çevresinde (Teke livası) dâhil olmak üzere, Ahiler, on sekizinci yüzyıl ortalarında kısıtlı da olsa hala faaliyet içindeydiler.10 On altıncı ve on yedinci yüzyıla ait Osmanlı arşiv belgeleri Ahilerin Antalya merkez ve çevresindeki kırsal alanlardaki faaliyetlerini onaylamaktadır. Bildirimde Ahilerin bu bölgede oynadıkları rol üzerinde duracağım.

Osmanlı Evkaf belgeleri incelendiği zaman, Ahilerin Antalya ve çevresinde hem şehir hayatında hem de kırsal alanlarda önemli işler yaptıkları ortaya çıkıyor. Bunlardan en önemlisi İslamiyet’in Antalya vemçevresinde yayılması ve yaşatılmasında oynadıkları rol iken ikincisi de şehirleşme ve kırsal yerlerin kolonizasyonunda gösterdikleri gayrettir. Bu rollerini, on dokuzuncu yüzyıl ortalarına kadar oynamışlardır.

Öncelikle Antalya merkez ve çevresine İslamî binaların yapmışlardır. Antalya merkezde En azından iki ahi mescidinin ve vakıfl arının ismi bilinmektedir. Bunlar Ahi Yusuf mescidi11 ve Ahi Kızı mescitleridir.12 Antalya şehrinin merkezinde aynı isimleri taşıyan mahaller de bulunmaktadır.13 Ortalaz/ Ortalas/Artlaz köyünde de Ahiler tarafından yapılmış bir Ahi Camii (Fakılar ile birlikte) mevcuttur.14 Gerçekte Ortalas köyü Ahilerin yoğun faaliyet gösterdikleri bir yer olarak görünüyor.

Çünkü burada Ahilere ait bir külliye bulunuyordu. Ahi v. Hızır külliyesi.15 Medrese, cami, öğrenciler için odalar ve bir dershaneden oluşan bu yapılar manzumesi Ahilere aitti. On altıncı yüzyılda Antalya merkezde bulunan tek Ahi medresesi olarak Ahi Yusuf medresesi16 görünüyor. Hem Antalya merkezde hem de çevresinde ahiler tarafından kurulmuş ve yönetilen en azından beş küçük tekkenin (zaviye) varlığı belgelenebiliyor.

Bunlar Ahi Kızı zaviyesi;17 Antalya merkezde Ahi Mustafa bin Ahi Yusuf zaviyesi;18 Elmalıda Ahi Yakup zaviyesi;19 Elmalıda Ahi Sivri zaviyesi20 ve Istanos’da (şimdiki Korkuteli) Ahi Nalcı zaviyesidir.21 Antalya merkezde Ahilere ait yine sayılarını bilemediğim miktarda Ahi evi mevcuttu ki bir evkaf belgesinde bu evler Ahi Bey Evleri22 olarak isimlendirilmiştir.

Kırsal kesimleri işleyenler ve tarım toprağı haline arşiv belgesinde Antalya’ya bağlı Kalkanlı’da Ahi Devlet Han mezrası23 ismiyle bir zirai birimden söz edilir.

Yine Istanoz’a bağlı Andıya köyünde Ahi Bey değirmeni24 ismiyle bir değirmen on altıncı yüzyıl sonlarında çalışmaktadır. Aynı süreçte, ahilerin Antalya ve çevresinde çeşitli görevler yaptıkları da belgelenebiliyor. Örneğin, Kemal Ahi isimli biri Hatice Hatun mescidinde görevli iki imamdan biridir25; Ahi v. Hallaç Ivaz isimli diğer Ahi ise Müslüman olmayanların da yaşadığı Bağköy’de bulunan Dur Hoca camiine para vakfı yaparak26 ekonomik faaliyette bulunmaktadır. Bütün bu bilgiler Antalya merkez ve civarında bir Ahi kültürünün on altıncı yüzyıl sonlarında bile mevcut olduğunu belgelemektedir.

On Altıncı Yüzyıl Sonlarında Antalya ve Çevresinde Ahilere Ait Mülkler (Kaynak: 166 Numaralı Anadolu Defteri ve Defter-i Evkaf-ı Liva-ı Teke)

Mülkün cinsi Adedi

1-Zaviye 5

2-Mescit 3

3-Mahalle 2

4-Cami 2

5-Medrese 2

6-Değirmen 1

7-Mezra 1

8-Evler ?

9-Oda 1

10-Dershane 1

Toplam 18

On yedinci yüzyılda, Ahi kültürünün bir devamı olarak, Elmalı’da bulunan Şeyh Ahi Sinan veya diğer adıyla Ümmi Sinan27 görülür ve Elmalı’da ona atfedilen binalar dikkati çeker. Bu zat Elmalılı şeyh Sinaneddin Yusuf ile karıştırılmıştır. Bilindiği gibi bu kişi Halvetiye tarikatının Ahmediye (Yiğitbaşı) kolunun temsilcisidir ve ahiliğe teveccüh göstermiştir. Nitekim Evliya Çelebi, her iki şahsiyeti ayrı ayrı olarak yazmıştır. Ona göre Şeyh Yusuf Efendi ile Ümmi Sinan efendinin Elmalı merkezde birer camileri vardır. Ümmi Sinan Sultan, Elmalı şehir merkezinde yatmaktadır ve evliyadan sayılmaktadır28 On yedinci yüzyılda ahi kültürü Anadolu’da büyük ölçüde etkisini yitirmiş olmasına rağmen, Elmalı’da bu zatın uhdesinde yeniden canlanma

belirtileri göstermiştir.

21 Mart 1648 (25 Safer 1058) tarihli bir vakfiyeye göre,29 Antalya valisi Şah Gazi Paşa bin Şehsüvar Paşa, Elmalı’da bulunan Ahi Sinan Camii için vakıf yapmıştır. Tam adı Şeyh Sinaneddin Yusuf. Mart 1648’de hayattadır. Antalya mutasarrıfı olan Şah Gazi Paşa, bu vakfın yöneticisi (mütevelli) Ahmed Bey bin Mehmed Beyin de bulunduğu bir ortamda değirmeninin yarısını vakfetmiştir. Bu değirmen Elmalı kasabasında Ömer Paşanın yaptırdığı camiin yakınındaki (Ketenci Ömer Paşa camii) Kozdibi denilen mevkide bulunan Helvacılar Çarşısından akan su ile çalışmaktadır. Elmalı’nın Alaca Mescit Mahallesinde bulunan Şeyh Ebi Sinan’ın yaptırttığı camide imam ve hatip olarak çalışanların kullanımı için vakfettiğini beyan etmiştir.

Vakfiyede yazılı yirmi bir kişilik şahitler listesinde Kaş kadısı ve emekli askerlerin yanı sıra, bölge ahilerinin başı olan Ahi Baba bin Hacı Ali de bulunmaktadır. Elmalı kadısı Şeyh Mehmed ile Elmalı mollası Mustafa Efendi vakfiyenin doğruluğunu onaylamışlar ve neticede İstanbul’da Davut Paşa Mahkemesi naibi Ali bin Hasan da bunu tasdik etmiştir. Buradan çıkan sonuç, on yedinci yüzyıl ortalarında bile Antalya valisi bir Ahi tarafından yapılmış olan caminin personel ihtiyacını kendi parasıyla karşılama yoluna gitmesidir ki bu durum onun Ahilere olan sempatisini göstermektedir.

Hacı Musa ve Şeyh Sinaneddin Yusuf30 isimli iki Müslüman tarafından ahiliğe bir teveccüh gösterilmiştir. Hacı Musa isimli biri Elmalı’da bulunan iki dönümlük bağını; Şeyh Sinaneddin de bir parça bahçesini aynı Elmalı’da bulunan Ahi Camii için vakfetmişlerdir. Yine 1659/60 (Hicri 1070) yılına ait başka bir vakıf muamelesinde şahitler arasında altı erkek şahitten biri olarak Ahi Baba bin Ahmed isimli başka bir ahibaşından söz edilir.

Bu Ahi Sinan, Elmalı’da gömülmüştür. İki Osmanlı arşiv belgesinde31 Şeyh Ahi Sinan’ın Nisan 1660 yılından önceki bir tarihte öldüğü yazılmıştır. Kendisi Osmanlı resmi belgelerinde açıkça ‘kutbü’l-arifin’ olarak tanımlanır. Elmalı’da bir cami yaptırdığı yazılıdır.

Öyle anlaşılıyor ki Antalya bölgesi hem on altıncı hem de on yedinci yüzyıllarda Kızılbaş-Safevi propagandasının en yoğun yaşandığı bölgelerin başında gelmektedir. Rafızî hareketlerin çıktığı ve İstanbul tarafından çok sıkı denetlenen bir yerdir. Bu bakımdan Sünni ve siyasi olarak Osmanlı padişahı taraftarı olanlar, özellikle Sünni camileri ya da mescitleri yapanlar, padişah tarafından çeşitli şekillerde desteklenmiştir.

Nitekim bir Osmanlı arşiv belgesinde Elmalı’da bulunan Cedid Camiin Kızılbaşlar tarafından yakıldığı, Körpeoğlu Mehmed Fakih isimli kişinin ise bu camiyi yeniden yaptırdığı açıkça ifade edilmiştir.32 Bu açıdan bakıldığında Antalya Ahilerin Sünni oldukları, Safevi karşıtı davrandıkları ve İslamiyet’in yayılmasında on yedinci yüzyılda bile etkin rol aldıkları rahatlıkla söylenebilir.

Hem bir kadılık hem de bir kasaba olan Elmalı, Antalya’ya bağlı yerler içinde dinsel yapısıyla özellikle dikkati çeker.33 Birçok tarikat burada yerleşmiştir. 1530 tarihli bir nüfus sayımında yirmi iki mahalleden oluşan 235 hanelik bir kasaba iken, II. Selim döneminde mahalle sayısı yirmi dörde34 ulaşmıştır. On altıncı yüzyıl sonlarına doğru kasabanın nüfusunda bir artış gerçekleşmiştir. Çok sayıda devlet memuru burada çalışmaktadır. Hafta pazarı kurulmakta ve doğan kuşu terbiyesiyle uğraşan bir grup da burada bulunmaktadır. Bunlara ilaveten göçebe grupların da Elmalı etrafında yaşadıkları belgelenmektedir. Yine 1530 tarihli nüfus sayımına göre Elmalı’da dokuz cami, üç mescit, on beş küçük tekke, bir hamam, bir kervansaray, iki medrese, otuz sekiz evkaf, elli iki köy, on altı göçebe grup ve en dikkati çeken de pirinç üretimi yapılan on nehir bulunmaktadır. Elmalı kadılığı ise elli beş akçalık bir kadılıktır.35 Evliya çelebi, onyedinci yüzyıl ortalarında Elmalı’nın bir şehir olduğunu Teke valisinin burada oturduğunu söyler. Otuz iki mahallesi bulunan Elmalı’da bir çok kamu memuru görev yapmaktadır. Evlerini İstanbul’da Cihangirde bulunan ahşap çatılı evlere benzetir. Dört medrese, bir aşevi, beş hamam, üç yüz dükkân, dershane ve darülkurra bulunmaktadır. 1016 tarihli bir kitabesi bulunan Ketenci Ömer Paşa Camii şehirde dikkati çeker.36

 

KAYNAKÇA 

9- * Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümünde profesördür.

M.akif.erdogru@ege.edu.tr

10- Bir yazımda Antalya Ahilerinden söz etmiştim: M. Akif Erdoğru,

‘Anadolu’da Ahiler ve Ahi Zaviyeleri’, Türk Dünyası İncelemeleri

Dergisi, IV, İzmir 2000, s. 44.

11- M. Akif Erdoğru, ‘Antalya ve Havalisi İçin Bir Kaynak: Defter-i

Evkaf-ı Liva-i Teke’, Tarih İncelemeleri Dergisi, X, İzmir 1995, s.

91–185 (bundan sonra: Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke,) s. 93, 105

12- Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke, s. 94

13- Her iki Ahi mahallesinin nüfusu da on altıncı yüzyıl sonlarına

doğru artmıştır.

14- Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke, s. 161

15- 166 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri (937/

1530), Ankara 1995, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü yayını

(bundan sonra: Anadolu Defteri), s. 603; Defter-i Evkaf-ı

Liva-i Teke, s. 165

16- Anadolu Defteri, s. 588

17- Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke, s. 100, 161

18- .Anadolu Defteri, s. 603; Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke, s. 154, 155

19- Anadolu Defteri, s. 603; Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke, s. 166

20- Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke, s. 173

21- Anadolu Defteri, s. 590; Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke, s. 135

22- Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke, s. 155

23- Anadolu Defteri, s. 610

24- Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke, s. 128

25- Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke, s. 156

26- Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke, s.. 161, 162

27- Kütüphanelerimizde 1657’de ölen Ümmi Sinan’a atfedilen üç yazma eser bulunuyor: 1) İlahi 2) Mecalis-i Rumi 3) Kutbü’l-meani. Ümmi Sinan’n oğlu Hasan’a atfedilen Arapça eserin adı ise El-Mecalisü’s-Sinaniyye.

28- Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 9. kitap, (Haz. Y. Dağlı, S. A. Karaman,

R. Dankoff ) İstanbul 2005, s. 143. Ümmi Sinan’ın hayatı ve şiirleri hakkında bkz. Cemal Kurnaz ve Mustafa Tatçı, Ümmi Sinan Hayatı ve Şiirleri, Akçağ yayınları, 1998.

29- Ankara, Tapu ve Kadastro Arşivi, Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke, Şah Gazi Paşa bin Şehsuvar Paşa vakfiyesi, vrk. 12–13.

30- Ankara, Tapu ve Kadastro Arşivi, Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke, ypk. 12b. Şeyh Sinaneddin Yusuf Efendi’nin on iki çocuğu vardı..1) Mustafa çelebi 2) Süleyman Efendi 3) Haydar Çelebi 4)Bahşı 5) Şuayip 6) Murad 7) Ayşe 8) Durkadın 9) Durpaşa 10) Mengi 11) Belkıs 12) Asıye 13) Sakine’dir. Hatipliği oğlu Süleyman efendiye bırakmıştır.

31- Ankara, Tapu ve Kadastro Arşivi, Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke, Şah Gazi Paşa bin Şehsuvar Paşa vakfiyesi, vrk. 12–13.

32- Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke, s. 155.

33- Elmalı, on altıncı yüzyılda Anadolu Beylerbeyiliğine (merkezi Kütahya) bağlı iken, 1846’da Karaman valiliğine (merkezi Konya) bağlanmıştır. 1865 yılında Konya vilayetine bağlı iken 1924 yılında Antalya’ya bağlandı. Osmanlı İmparatorluğunda Ordu (Karadeniz’de), Antalya ve Kırım’da olmak üzere üç tane Elmalı isimli idari birim vardı.

34- Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke, s. 96

35- Anadolu Defteri, s. 602, 603

36- Evliya Çelebi Seyahatnamesi, s. 144. Evliyalar: Şeyh Baba

Sultan, Abdülvehhab Efendi, Ümmi Sinan Sultan, Baltasıgedik Mehmed Dede.

 
4756 Kere Okundu

BALDIROĞLU OTOMOTİV - NAKLİYAT
DETAY
EMEK MOBİLYA
DETAY
KUZEN FİDANCILIK LTD. ŞTİ.
DETAY
DOĞUKAN ISITMA - SOĞUTMA
DETAY
ORDULU ALIŞ VERİŞ MERKEZİ
DETAY
YILMAZ BOBINAJ - DAMLAMA SULAMA
DETAY
TUNA PEN
DETAY
CLEAN WORLD ENERJİ ELMALI ANA BAYİİ
DETAY
KUMKALE ORMAN ÜRÜNLERİ
DETAY
FOTO CİHAN SELÇUK
DETAY
2010 - 2013 © batiakdeniz.com Tüm Hakları Saklıdır. Hiç bir bilgi ve resim kaynak gösterilmeden kopyalanamaz. yazılım : webustasi.com